Türk Blog Yazarları ve Acı Gerçekler
Uzun süredir sessiz sedasız köşeme çekilmiş bloglarımla ve yazı yazdığım bazı bloglarla ilgileniyordum. Bir yandan da dünyadaki blogları takip ediyorum bu işlem bazen tüm günümü alıyor, RSS okyucum beni, korkunç ‘unreaded post’ skorları ile karşılıyor sabahın ilk saatlerinde… Kendi bloglarım da dahil 13 blog için yazıyorum, kodluyorum, tasarlıyorum, yönetiyorum hatta sadece düşünüyorum bazıları için… Şuanda sıradan bir çok blog yazarının çocuk olduğu dönemlerden kalma, web projelerime baktığımda bu alanda nekadar uzun bir süre ömür tükettiğimi görebiliyorum. 9600bps modemler ile bağlanıp birkaç html kod ve resimden oluşan siteleri upload etmeye çalıştığımız dönemler çok geride kaldı… Blog düzenide birgün popülaritesini yitirecek o zaman sistemde yerini yenisi alacak, tıpkı bir zamanlar en parlak dönemlerini yaşayan forum sistemleri gibi bloglar da bu dönemin en popüler arayüzü diyebilirim. Arayüz diyorum çünkü sadece bir araç bir nevi kitle iletişim araçlarından biri. Forum döneminde de bir kaç forum kurdum bunlardan halen bazıları aktif ve bazı insanlara devredilmiş bir şekilde ilerliyor. O dönemde de şimdiki zamanda olduğu gibi sadece 1 adet Türkçe yayın aracım vardı. 13 blogum var bunlardan sadece 1 tanesi Türkçe çünkü yazının ilerleyen sıkıcı satırları arasında irdelenmiş olan bazı nedenlerden dolayı, Türkçe web arayüzü benim sadece boş vakitlerimde zamanımı en hızlı şekilde değerlendireceğim hobi aracım olarak kalacak ve bu her zaman böyle olacak.

Standart dock menuden sıkılan kullanıcılara özenle seçtiğimiz ve tek tek denediğimiz dock stilleri bir arada sunmak istedim.
Oyun donanımlarına daha önce bahsettiğimiz 

